FID84688623 Site Admin

Kayıt: 16 Mar 2007
 Mesajlar: 122 Member No.: 362530
|
Tarih: Pts Nis 09, 2007 4:32 pm Mesaj konusu: İSLAMDA EĞİTİM |
|
|
Yazar : Bayraktar BAYRAKLI
Yayınevi : M.Ü. İlahiyat Fakültesi
Baskı : İstanbul / 1989 / 304 shf.
Milli Eğitimimiz, bir bunalım devri geçirmekte; ilkokuldan üniversiteye kadar bütün eğitim kurumlarında bir dejenerasyon havası esmektedir. Bütün müesseselerde eğitim iyice gevşemiş, öğretmenlerle öğrenciler çok yerde birbirinden kopmuş, hatta birbirine düşman olmuş, bazı okullarda eğitim görevi hiç yapılmaz hale gelmiştir. Tarihimizin hiçbir devrinde eğitimin bu kadar yozlaşmaya yüz tuttuğu görülmemiştir. Bu durumdan kurtulmamızın çaresi nedir? Eğitimcilerimizin çoğu çareyi Batı eğitim sistemlerinde aramakta; Avrupa’lı, Amerika’lı pedagogların fikirlerini savunmaktadırlar. Yakın tarihimizde Batı eğitim sistemi istikametinde geçirdiğimiz tecrübelerden, giriştiğimiz uygulamalardan beklediğimiz müsbet sonuç elde edilememiştir. Aksine, öğretmen-öğrenci çatışmaları, genç nesillerin birbirine düşman olmaları gibi eğitim tarihimizde hiç görülmemiş felaketler ortaya çıkmıştır. O halde, nazariyeyi değiştirmek, tarihimizi yapan fikir ve kültür sistemine, kendi eserimize, kendi benliğimize dönmek mecburiyetindeyiz.
Bizim kültürümüzün, terbiye sistemimizin mayası İslamiyet’tir, İslamiyet’in getirdiği değerlerdir. Bütün dünyayı etkileyen eğitim sistemlerinde, eğitim nazariyelerinde ve eğitim felsefelerinde fazilet namına ne kadar müsbet ilke, fikir ve iddia varsa hepsi İslamiyetin eğitimimize getirdiği değerlerde mevcuttur.
İslam terbiyesi rasyonel bir işleyiştir. Bu terbiye dünya eğitimcilerini bir noktada toplayacak, birleştirecek ilmi gerçeklerle doludur.
Terbiyede, hareket noktasını ve gelişme sürecini; terbiye ilminin stratejisini, mekanizmasını, ahlaki boyutlarını İslam eğitimcileri ortaya koymuşlardır. Gazali, Farabi, Burhaneddin Zernuci, İbn Sina, İbn Rüşd, Yusuf Has Hacib, Muhammed Kutub gibi filozof ve bilginler İslam terbiye sistemi içinde yetişmişler, hür düşünceyi ve ilmi müdafaa etmişlerdir.
Dünya eğitimcileri terbiyenin nihai amacını “iyi vatandaş yetiştirmek” şeklinde ifade ederler. İslam’da terbiyenin nihai amacı iyi insan yetiştirmektir.
İslami eğitim ilkelerinde kişiyi bütünüyle ve her yönüyle ele almak ve çoğunun fıtratına uygun bir eğitim usulü uygulamak öngörülmüştür. Çağdaş psikolojinin görüşü ve modern pedagojinin iddiası da bu istikamettedir.
İslam terbiyecilerinin görüşlerine göre ruhi hayat zaman içinde değişken ve esnek bir özellik gösterir. İşte ruhun bu özelliğidir ki; eğitime imkan kazandırır. Eğitim dünyasında bu fikri benimsemeyen yoktur.
İnsanı yalnız maddi yapısı, fizyolojik özellikleri ile niteleyenler eğitimin yarım kalmasına sebep olmuşlardır. Maddeci idealizmde de eğitim açısından yarım kalmış bir uygulama egemendir. “üretim için eğitim”,”Üretim içinde eğitim”,”Zihni mükemmeliyet yerine ekonomik verim” ilkelerini ileri sürenler aynı şekilde hataya düşmüşler, eğitimin kültürel ve ahlaki boyutlarını çiğnemişlerdir.
İslam terbiyesi, bütün teferruatı ile müsbet bir bütünlük arzeder. İslam terbiyesinde boş zaman yoktur. İslam terbiye usulü, zamanı bedenin ve ruhun ihtiyaçlarına göre doldurmuş ve değerlendirmiştir. İslamiyet insanı yalnız ibadetle görevlendirmez; insan hayatında ibadet kadar işin, iş kadar dinlenmenin ve eğlenmenin de yeri vardır. İslam terbiyesindeki hedeflere göre, Allah adı ile yapılan her meşru iş, Allah yoluna banüren her hareket ve ahlaki davranış ibadettir.
Allah’la, dinle ilgisi kesilmiş kimselerin ruhunda öyle bir ağırlaşma, soğuma ve taşlaşma olur ki, bu hal giderek kişiyi adi bir yaratık haline getirir ve intihar psikolojisinin içine sokar.
İnsan ruh ve beden unsurlarından oluşan bir terkiptir. Bu terkip, kainatı temsil eden bir özelliğe ve dünyayı etkileyecek bir güce sahiptir.”İnsan kainatın en mükemmel sentezidir.” Zira: “İnsan en güzel surette yaratılmıştır.”
Eşref-i mahlukattır. İslam, insana en yüksek değeri vermiştir ve insan sevgisini eğitimde prensip olarak vermiştir.
İslam terbiyesinde faaliyet (aktiflik) esas alınmıştır. Hayatın devamı, gelişmesi ve yükselmesi faaliyet ve mücadele ile mümkündür. “Hayat mücadeleden ibarettir.”
İnsan içinde yaşadığı dünyayı ve kainatı tanıyacak, öğrenecektir. Nimet ve hikmetlerden istifade edecektir. Eğitimin en muteber hedeflerinden biri de budur. Tembellik, uyuşukluk, zamanı boş geçirmek Allah’ın nimetlerine sırt çevirmektir. Kainatın kanunlarını ve sırlarını araştıran, tanıtan, hayat şartlarını kolaylaştıran ve yükselten kişiler, Allah’ın nimetlerini insanlığın istifadesine arzetmiş olmanın bahtiyarlığı içinde mesutturlar.
Allah’ın insana verdiği ruh ve beden gücü öyle bir nimettir ki, insan bu nimet ve himmetle dünyayı idare etme ve yükselme payesini kazanmıştır.
İslam eğitiminde itidal, ahenk ve denge hakimdir. Kişinin birbirine zıt çeşitli arzularıyla sosyal talep ve idealler arasında ilgiler bulması, yetişen nesillerin, yetişmekte olan nesillerle ve bütün devirlerle ilişki kurması, ahenk, itidal ve denge nizamının gereğidir.
Toplum içinde birbiriyle çatışan fertler, gruplar ve nesiller, ahenk, itidal ve denge nizamından uzaklaşmanın huzursuzluğu içinde perişan olmaya mahkumdurlar. |
|